Search

Content

27 Aralık 2012 Perşembe

Buğulu cam.



Düşünsenize yaşadıklarınız bir daha yaşanmayacak hepsi bir kaç fotoğrafın içinde saklı kalacak. Orda öylece saklı. Ne zaman o resimlere baksanız tekrar tekrar yaşayacaksınız aynı sahneleri , ne güzel bir gün olduğunu düşüneceksiniz içinizden ve gülümseyeceksiniz hafifçe, hafızalarda hayal meyal kalan anılar ile canlandırarak. Ne kadar güzeldi demi ve ne kadar mutluydun o gün bitmeyecek sanıyordun saniyelerin geçmemesi için dua ediyordun içinden ve bunu belli etmemek için kasıyordun kendini yanında. Ne güzeldi demi baharın ortasında mis gibi havayı solurken onun gözlerine bakmak. Güzzelliği eşsizdi.. Şimdi ise eskilerde kalan bir kaç duygu karışımından ibaret ve o anı ölümsüzleştirirken yüz ifadesinde o günün bütün unsurlarını gördüğünüz bu andan ibaret. Hiç bitmeyecek gibi gelen o anın bir karesi, yaşadıklarınızdan arta kalan. Daha sonralarını bilirsiniz uzun bir sessizlik kimsenin duyamacağı, ciğerinizi söküp alan çığlıklar ve yerli yersiz pişmanlıklar. Yaşanmışlıkların pişmanlığı değil o günü en güzel şekilde yaşattığını ve o günün güzel olması için elinden gelen herşeyi yaptığını bilerek ona o günü daha güzel yaşatamadığının pişmanlığı belki de. Yıllar sonra bi resime baktığınızda kalbinizden geçen ama kelimelere dökmekte bir o kadar zorlandığınız ve içten içe sizi yiyen duygular.. Tek bir resimin yaşattığı ...

Bir resmin yaşattığı bunlar iken benim gibi kaç insanın mezara kadar gidecek kaç anısının olduğunu, kaç resimde rol aldığını ve kaç tane kapalı kutusunun olduğunu düşündüğüm zaman yanımdaki insanların arada buğulu cama bakarak dalıp gitmesi garip gelmemeye başladı sadece.


Geçmişte yaşanan pişmanlıklar, anılar ve birkaç fotoğraf karesiydi insanları uzaklara dalıp götüren ve kalan umuttu yeni kareler çekmeyi istettiren. Bol bol uzaklara dalmanız ve bol bol fotoğraf çekmeniz dileğiyle.

İyi geceler...

0 yorum:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Google Analytics Alternative